BÜTÖV AZƏRBAYCAN OCAQLARI
“ANADOLUDAN TURANA GİDEN YOLUN KOMUTANI ŞEHİT ENVER PAŞA”

11:10 / 19-08-2016   /   baxış - 3979

Türk tarihi zaman zaman bu dünyaya büyük isimler vermiştir. Türk halklarının tarihine baktığımızda böyle isimlerin en eski zamanlardan mevcut olduğunu göre biliriz. Ve bu tarihi şahısların farklı alanlarda ün kazanmalarına rağmen hepsini birleştiren ortak nokta onların kendi milletine ve toprağına bağlılığı olmuştur. Böyle şahıslardan biri de Türk dünyasının kahraman oğlu şehit komutan Enver Paşa olmuştur.

                Kökence Gagavuz Türkü olan İsmail Enver’in soyu Romanya’dan Osmanlının son dönemlerinde Kastamonu’ya yerleşmiştirler. Kastamonu’nun Killi kasabasından oldukları için bu ailenin çohunda Killigil soyismini göre biliriz. Enver Paşa kendisi 22 Kasım 1881 yılında İstanbul Divanyolu’nda dünyaya gelmiştir. Okul hayatına çok erken yaşta, 3 yaşında başlayan Enver Babasının yeni tayinince Manastır’a taşınmış ve orada yaşı küçük olmasına rağmen Askeri Rüştiyeye kabul edilmiş, 1893 yılında mezun olşmuştur. Daha sonra askeri eğitimini devam ettiren Enver Paşa Manastır Askeri İdadisini 1896 yılında,  Harp okulunu 1899 yılında, Harp Akademisini ise 1902 yılında kurmay yüzbaşı olarak bitirmiştir. Harp okullarında okurken Enver Paşa siyasetle ilgilenmeğe başlamış ve ilk kez kendisiyle beraber harp okulunda okuyan amcası Halil Paşa (Kut) ile beraber tutuklanarak Yıldız mahkemesinde yargılanarak serbest burakılmıştırlar.

                Askeri hayatında çok başarılı olan Enver Paşa hızla ilerleye bilmiştir. Manastır, Koçana ve Üsküp’te görevler alan Enver Bey 1906 yılında binbaşı olmuştur. 1907 yılından 1908 yılına kadar Manastırda eşkiya takibi ile görevlendirilen Enver Paşada bu dönemlerde Bulgar çetelerine karşı verdiği mücadelelerden dolayı milliyetçilik duyguları artmaya başlamıştır. Bu yıllarda ilk kez ayağından yaralanmış ve devlet tarafından göstermiş olduğu kahramanlıklardan dolayı çok sayıda nişan ve madalyalara laik görülmüştür.

Aynı yıllarda siyasi faaliyetini devam ettiren Enver amcası Halil Beyle beraber merkezi Paris’te olan Jön Türk Hareketi’nin Selanik’teki şubesi olan Osmanlı Hürriyet Cemiyet’ine (sonralar İttihat ve Terakki) 1906 yılında katılmıştır. Ve bu zaman kendisine cemiyetin Manastır şubesinin kurulması görevi verilmiştir. 1908 yılında İttihatçılar tarafından Selanik Merkez Kumandanı Kurmay Albay Nazım Beye karşı düzenlenen suikast planı boşa çıkınca birçokları gibi Enver Paşa da 11 Haziranda Divan’ı-Harbe sevk edildi. Fakat Enver Paşa 12 Haziran gecesi İstanbul’a gitmeyerek dağlara çıkarak ihtilali başlatmak üzere Manastıra taraf harekete geçti. Onun bu hareketini başka askerler de tekrar etmiş oldular. Bu ihtilal II. Meşrutiyetin ilan edilmesinde çok etkin olmuştur. Bu harekette daha çok aktif olan Enver Paşa ‘halk tarafından “hürriyet kahramanı” olarak kabul edilmiştir. İttihat ve Terakkinin önemli isimlerinden birine çevrilen Enver Paşa Meşrutiyetin ilanından sonra Makedonya Genel Müfettişliği ve Berlin Askeri Ataşeliği gibi görevlerde bulunmuştur.

Hayatına ve siyasi görüşlerine çok etkisi olan Berlin’de ataşelik dönemi 1909- 1911 yıllarında olsa da, ara sıra bazı olaylardan dolayı kısa bir dönemlik Osmanlıya dönmüştür. 31 Mart olayında denilen İstanbul isyanının bastırılmasında, Sultan II Abdülhamit Hanın tahtan indirilmesinde, Arnavutluk’ta çıkan İşkodra isyanının bastırılmasında iştirak etmiştir. Bu arada 1911 yılında Sultan Mehmet Reşat’ın yeğeni Naciye Sultanla nişanlanarak saraya damat olmuştur. Hem askeri başarıları, hem kişisel yetenekleri, hem de saraya damat olması Enver Paşanın hayat yolunda hızla gelişimine ve hükümette etkili birisine çevrilmesine neden ola bilmiştir.

1911 yılının eylülünde İtalya’nın Trablusgarp’a saldırması ile Enver Paşa tekrar düşmana karşı savaşmak için Berlin’den Vatana dönmüştür. İtalyan kuvvetlerinin askeri bakımdan Osmanlı kuvvetlerini gelişim bakımdan geride koyduğunu (özellikle denizde) dikkate alan Enver Bey İttihat ve Terakkiye orada gerilla savaşı sürdürülmesi planını teklif etti. Bu teklife onay alan Enver Paşa Kolağası Mustafa Kemal Bey, Binbaşı Fethi (Okyar) Bey gibi isimlerle Trablusgarp’a çok zor bir şartlarla gitmeye koyuldu. İstanbul’dan bir gemiyle Mısırın İskenderiye şehrine bir Suriyeli tüccar kılığında vardıktan sonra, oradan da develerle çöllerden oluşan çok zor bir mesafeni kat ederek Derne ve Bingazi’deki kuvvetlerin başına geçmiştir. Burada kendisinin kazandığı saygı ile 20,bin kişiyi seferber ede bilmiştir. Bir yıl süren başarılı bir savaşta İtalyanlar Trablusgarp’ı işgal edememişlerse de, Balkan savaşının başlanması ile Enver Paşa ve ordunun çok kısmı acilen İstanbul’a çağırılmış, bununla da karşı tarafa bölgeni işgal etmek için iyi bir fırsat yaranmıştır. Enver Paşa bu savaşta göstermiş olduğu başarılardan dolayı 1912’de yarbaylığa yükselmiştir.

Balkan savaşında Osmanlı yenilse de Enver Paşa burada da kendini iyi göstere bilmiş ve düşman kuvvetlerinin çok önemli Çatalca’da durdurulmasında önemli rol oynamıştır. Balkan savaşında mağlubiyetini kabullenen Osmanlı hükümeti Londra Konferansında önerilen Midye-Enez sınırını kabul edince İttihatçılar bu hükümeti devirmek kararına gelmiştir. 23 Ocak 1913 tarihinde düzenlenen Bab-ı Ali baskınına da Enver Paşa kendisi öncüllük etmiştir. Böylece İttihat ve Terakki askeri darbe ile iktidarı ele geçirmiş olmuştur. Bab-ı Ali baskınından kısa dönem sonra Bulgarların başlatmış oldukları II Balkan Savaşında Enver Paşa ilk savaştaki yenilginin intikamını Edirne’yi fetih ederek almıştır. Bu zaferden sonra Osmanlıda saygınlığı daha da artan Enver Paşa “Edirne Fatihi” ünvanını almıştır. Rütbesi albaylığa, kısa süre sonra ise (5 Ocak 1914) generalliğe yükseltilmiştir. Bunun hemen ardından İttihatçılar tarafından Harbiye Nazırlığına getirilmiş ve aynı yılda Naciye Sultanla evlenerek “Damad-ı Şehriyari” olmuştur (5 Mart 1914).

Harbiye Nazırı olduktan sonra Enver Paşa orduda bazı önemli reformlar gerçekleştirmeğe başlamıştır. Öncelikle ordunu son dönemlerde hep yenilgilerine neden olan binden fazla yaşlı subaylardan temizleyerek, onların yerlerine daha genç ve eğitimli subayları getirmiştir. Orduda Fransız modeli yerine Alman modeli uygulanmaya başlatılmış, birçok alman subayı Türk ordusuna danışman olarak davet edilmiştir. Bundan başka ordunun üniforma ve silahları modernleştirilmiş, orduda okur-yazarlığın artırılmasına dikkat edilmiş ve hatta bunun için ordunun kullanacağı “enveriye yazısı” bile uygulanmıştır.  Enver Paşanın bu makamda görevi 1918 yılının 14 Ekimine kadar sürmüştür. Bakanken Enver Paşa 1914 yılının 2 Ağustosunda Osmanlının Rusya’ya karşı Türk-Alman anlaşmasının imzalanmasında etkin bir rol oynamıştır. Bundan başka 10 Ağustosta iki Alman kruvazörünün boğazlardan geçerek Rus liman ve gemilerine saldırmasının da gereken onaylarını o verdiğinden günümüzde bazı tarihçi ve araştırmacılar Osmanlının dağılmasına neden olan I Dünya Savaşına Almanlar tarafında girilmesinde Enver Paşayı suçlarlar. Fikrimizce tarihin ve döneminin gerekdiyi en uygun yapılacak ne vardıysa onun da en iyisini kahraman Enver Paşa yapmıştır. Bu savaşta Osmanlının savaşacağı cephelerin de planları Enver Paşanın yönetimi ile hazırlanmıştır.

Enver Paşa I Dünya Savaşının ilk başlarında Rus kuvvetlerine karşı giriştiği Sarıkamış Kış Harekatının komutanlığını üstlenerek Ocak 1915 yılında küçük başarılar kazansa da sonda tam bir bozguna uğramıştır. Ordunun komutanlığını Hakkı Hafız Paşa’ya devreden Enver Paşa İstanbul’a dönmüş ve savaş boyunca başka hiçbir cephede komutanlık yapmamıştır. Doğu cephesinde Rus ordusuna sürekli yenilen Türk ordusunun nedenlerinden birinin de Ermeni milletinin ayrımcı ve ihanetkar faaliyetinin olduğunu bilen Enver Paşa bu savaşta da Osmanlıya arkadan vuran ve Rus ordusuna yardım eden bu milletin bölgeden uzaklaştırılması hakta gizli telgrafında 1915 yılının 2 Mayıs tarihinde Dahiliye Nazırı Talat Paşadan istemiştir. Bununla da Talat Paşa tarafından başlatılan Tehcir Kanunu 27 Mayısta kabul edilmiştir. 1915’te Çanakkale’de ittifak kuvvetlerin, 1917’te Kut ül-Amar savaşında İngilizlerin, 1918’te Kafkasya cephesindeyse Rusların yenilgisi gibi başarılardan sonra Enver Paşa orgeneralliğe yükseltilmiştir.

Fakat bu başarılan ister Osmanlı için, isterse de Enver Paşa için devamlı olmadı. Suriye, Filistin, Irak cephelerinde ardı-ardına yenilen Osmanlıda 1918 yılının 14 Ekiminde imzalanan ateşkesle Enver Paşanın da görevi tamamlanmıştır. İngilizlerin İttihatçıları yakalama kararı çıkınca Enver Paşa birçok partili arkadaşları ile Berlin’e, oradansa Rusya’ya geçti. 1919 yılının 1 Ocak ayında ise hükümetçe rütbeleri geri alınarak ordudan ihraç ediliyor ve gıyabında ölüm cezası veriliyor. 1920de Moskova’ya gitmeyi başaran Enver Paşa Sovyet Dışişleri Bakanı Çiçerin ve Lenin’le görüşüyor. 1-8 Eylül tarihlerinde Bakü’de gerçekleşmiş olan Birinci Doğu Halkları Kurultayına katılıyor. Sovyetlerin milletçiliği desteklemediğini gören Enver Paşa buradan Berlin’e dönüyor. 1921 yılında Talat Paşanın öldürülmesinden sonra Enver Bey İttihatçılar arasında başlıca önder durumuna geliyor. Aynı yılda tekrar Moskova’ya dönerek Türkiyeli delegelerle görüşerek Anadolu’daki Milli Mücadele Harekatına katılmak istediğini bildirse de, isteği kabul edilmiyor. Bundan sonra 1921 yılının Temmuzunda Enver Paşa İttihat ve Terakki’nin Kongresini Batum’da topluyor. Enver Paşa Ankara’ya saldırı yapan Yunan ordularının başarılı olması takdirde Anadolu’ya bir kurtarıcı olarak girmek istiyordu. Fakat bu istek eylül ayında Atatürk’ün komutasında kazanılan Sakarya Meydan Muharebesi ile suya düşmüştü.

Bundan sonra Enver Paşa İngiliz sömürgesine karşı Orta Asya halklarını birleştirmek ve mücadele vermek adıyla Sovyetlerden izin alarak Batum’dan Buhara’ya geçiyor. Fakat burada Ruslara karşı mücadele veren Basmacı harekatına katılarak onların teşkilatlanmasında önemli rol oynuyor. 1922 yılında komutanlık ettiği ordu ile Duşanbe’yi ele geçiriyor. Buradan Buhara, Horasan üzerine giden Enver Paşa yenilgiye uğrayarak dağlara çekiliyor ve 1922 yılının 4 Ağustosunda (Kurban bayramı sırasında) Bolşeviklerle çarpışmaların birinde günümüzdeki Tacikistan’da üzerine düşen havan topuyla şehit oluyor. Naaşı Sovyetler dağıldıktan sonra Türkiye Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in teşebbüsü ile İstanbul’a getirilerek 1996 yılının 4 Ağustosunda Şişli camisinde cenaze namazı kılındıktan sonra defnedilmiştir. Kahraman Enver Paşa Türkiye ve Orta Asya’da olduğu kadar Azerbaycan’da da sevilen bir tarihi şahıstır. Çünkü Türk ve İslam Tarihinde ilk Cumhuriyeti kuran Azerbaycanlıların 1918 yılında bağımsızlıklarını koruyarak yaşatmaları için, işgalci kuvvetlere karşı ayakta dura bilmeleri için kardeşi Nuri Paşanın komutasında Kafkas İslam Ordusunu onların imdadına göndermiştir.

Enver Paşa öyle bir tarihi şahıs olmuştur ki, hayata veda ettikten bile sonra onun kahraman kimliği hiçbir zaman hatıralardan silinmemiştir:

-       M.K.Atatürk: "Enver Paşa bir güneş gibi doğmuş, bir gurub ihtişamıyla batmışdır; arasını tarihe bırakalım".

-       Rus General Maslofski yazıyordu: "Türk ordusu Enver Paşanın emirleri doğrultusunda hareket etseydi Sarıkamış düşerdi".

-       Atatürke Enver Paşanın şehadet haberini Kılıç Ali söylerken, o "Allah rahmet eylesin, yiğit adamdı" demiş ve gözlerinden yaş damlaları süzülmüştür. 

-       Churchill Enver Paşanın oğlu pilot yüzbaşı Ali Envere hitab ederken: "Baban Çanakkalede politik kariyerime 10 yıllık sekte vurdu" demiştir.

-       İsmet İnönü: "Enver Paşa İhtilalden önce ahlak, cesaret ve kahramanlık misali olarak tanınmıştır. Envere en çetin kıta hizmetleri tam bir itimatla emniyet edilmiştir. Enver Paşa şahsi meziyetleriyle iyi bir asker, iyi bir subay olarak cemiyetin kusur olarak bildiği unsurlardan, insanın tasavvur edemeyeceği kadar nasibi olmayan bir insandır".

-       Zeki Velidi Togan: "Enver Paşa Türk tarihinin en büyük şahsiyetlerinden biridir. Bu zat, Türk ve dünya siyasi tarihindeki konumunu şüphesiz ki tesadüfen yahut birisinin korumasında elde etmedi".

Yıllar sonra bu şanı yüce dedemizin hayat yolunu incelerken hayran olmamak imkansız bence. Türk-İslam adına tüm varlığını feda eden kahraman Enver Paşanı rahmet ve saygılarla anarken şu cümleler geçiyor yüreğimden: “Sen yine hayal et Enver Paşam, biz yine ölelim!”

 

KAYNAKÇA:

1.       Osman Mayatepek. Dedem Enver Paşa. İstanbul: Timaş, 2015.

2.       Arı İnan, Enver Paşanın Özel Mektupları, İmge Kitapevi, 1997.

3.       Nevzat Kösoğlu, Şehit Enver Paşa, İstanbul: Ötüken Neşriyat, 2013.

4.       Şevket Süreyya Aydemir, Makedonyaʼdan Ortaasyaʼya Enver Paşa, İstanbul: Remzi Kitabevi, 1992.

5.       Şevket Süreyya Aydemir, Enver Paşa Cilt II, İstanbul: Remzi Kitabevi, 2013.

 

Ph.DR. Cavid MÖVSÜMLÜ